Nereye kadar yön verebilirsin ki hayatıma?
gülüşün bile bir süra sonra sahteleşmeye başlamış ve sen saflığını kaybetmişken, ben nasıl inanayım sana?Sessizliğindir seni benim yoluma iten. Ve yanlızlığındır beni farketmeni sağlayan. Ben senin sahteliğinim, mor değil siyah tarafınım..
hepsi bir oyun...olsa keşke..neyin karşısında "nasıl" cevaplar verebileceğimizi önceden biliyor olsak. o zaman "pişmanlık" diye bir kavram olmazdı değil mi?ama o zamanda heyecan olmazdı.Keşif olmazdı.ve hepsinin getirdiği "deneyimler" olmazdı.ben pişmanlıklarımı da seviyorum. deneyimlerimi de.anılarımı da. keşkelerimi de."iyiki"lerimi de...
kötü,karmakarışık rüyalarda gezindim dün gece...tek hatırladığım çok ağladığım oldu...çok!Dün şunu anladım; kimseden, hiçbirşeyden ve en önemlisi hayattan beklentiye girmemeli. Çünkü bir şeyi beklediğin sürece ona esir yaşıyormuşsun. Ve beklediğin müddetçe gerçekleşmemesi durumundaki üzüntü daha geçmek bilmez hal alıyor...ben beklemicem."daha kötü zamanlarımız olucak" dedi adam.Konu özlemekti oysaki. Ayrı şehirlerde iki kalbin birbirini özgürce özlemesiydi.Saftı.ve gerçekti. Alışması zor olandı."Yaşanması daha zor özlemlerimiz olucak" dedi adam.....Beklemiyorum artık. Ne iş,ne para, ne içinde sihir barındıran özel'ler.Hayat! bana o gün ne getirirsen onu yaşayacağım....Kötü bir rüya gördüm gün gece. Ağladım çok. Ve şu an onun etkisinde saçmalıyorum..
"Çaresizlik diye bir şey yoktur!"dedi kadın. "Kendini üzerek bir sonuca ulaşamazsın.."...Çaresiz hissediyorum kendimi uzun süredir. Özellikle tam şu an, "Natacha Atlas- Gafsa" parçasını dinlerken, bunu en yoğun halinde hissetmekle beraber herşey bir o kadar da boş geliyor. Çabaladığım ve uğruna ağladığım her şey... Yaktığım her sigara bir sonrakini çağırıyor....İstanbul.Bu şehre her geldiğimde soyutlardım kendimi. Ama bugün yapamıyorum. Olmuyor. Uyuyamıyorum iki gecedir.Düşün.Tart......Natacha Atlas- Gafsa. Kimbilir kaçıncıya çalıyor bilgisayarımda.içime işliyor...