Oct 10, 2010

Büyüklere Masallar

...Minik kız ; şirin,bahçeli bir evde yaşarmış. Doğayı çok severmiş. Ama gariptir, kelebeklerden korkarmış. Tam olarak korkmanın karşılığı kelebeğin zarar vermesinden değil de, kendisinin ona zarar vereceğinden korkarmış. Dedim ya gariptir işte. Hani olur da yanlışlıkla odasının penceresinden içeri girer, içeride hapsolur ve azıcık yaşamını orada geçirmek zorunda kalırsa - kız farkında olmadan- ...


Ama bir gece kızımız uyurken, kocaman kanatları olan harika bir kelebek girmiş pencereden içeriye. Yastığının yanına konmuş. Minik kız uyanmış hemen. Şaşırmış. Üzülmüş. Kovalamaya başlamış kelebeği...

"Git burdan git. Ne güzel kanatların var işte. Uçabilirsin. Kısa ama harika değerlendirebileceğin bir hayatın var. Onu da dışarıda yaşamalısın!"

Kelebek hiç uçmamış. Almış eline, pencereye kadar götürmüş bu seferde.

"Haydi uç!"

Kelebek uçmamış.

"hmf.Tamam peki. Bu gecelik misafirim olabilirsin. Ama yarın kesinlikle göndereceğim seni, haberin olsun ufaklık!"

Ertesi gün olmuş. Yine gitmemiş kelebek.. Bir sonraki gün de.. Ve bir sonrakinde de...


Kim bilir? Belki yanlış biliyoruz. Kelebekler çok mutlu olunca ömürleri uzuyordur?


* * *

Okurken dinle = Bülent Ortaçgil-Fikret Kızılok / İnanmayın Çocuklar / Büyüklere Masallar Albümü



Feb 19, 2010

siyah..
simsiyah sanki...

* * *

ah..volkan konak dinleyeceğim bu akşam. sigaramı yakıp,geceye şarkı söyleyeceğim..

Feb 17, 2010




"Tik tak tik tak
Saat ilerliyor... Zaman doluyor ve yalnızlık git gide ele geçiriyor bedenleri..

Bir şeyler yapmalı..

Bir şeyler yapmalı...

* * *

"Çek git artık hayatımdan! N' olur!" dedi kadın. Ağlıyordu.

Çok ağlıyordu...

Bu mor, küf kokan, pis odada bir kadın, bir adam o zamanlarına kadar kazandıkları tek şeyi yavaş yavaş kaydebiyorlardı : birbirlerini.

Arkası dönüktü erkeğin..

Çünkü bakamıyordu ona. Zaafıydı. Baksa, ağladığını görse bağıramazdı ona, yapamazdı. Oysa ki ona bağırmak istiyordu. Sadistçe, zalimce bağırmak,

"Senden nefret ediyorum!" demek istiyordu.. yalan olsa da..

Diyemiyordu.

Bir kadeh daha?

Nemden artık sırılsıklam olmuş bir duvarın dibinde oturuyordu kadın. Bir koltuk bile yoktu zaten odada. Sadece kırık dökük bir masa ve üzerinde boş şarap şişeleri, dolu bir küllük ve yanmayan gece lambası vardı...

İkisi de birbirinin farkında olmadan bu odaya gelmişlerdi.

Tartışmak için.

Konuşmak için...

Tartışmanın özel bir yeri mi olur demeyin. Onlar için vardı. Bu oda onların karanlık taraflarıydı. Gömmek istediklerini gömdükleri yerdi, yani biten ilişkilerini...

Terkedilmiş bir evin mor, küf kokan odası...

Burada başlamıştı ilişkileri ve bitecekse burada bitmeliydi.

Defalarca "artık bitecek,bitmeli," diye bu odaya geldiler.

Bitmedi..

Bitemedi..

Yapamadılar..

"Ben artık seninleyken de acı çekiyorum.."

"Ben de.. ve artık çok yoruldum."

Adam kadının tam karşısına oturdu, ellerini ellerine aldı ve avuç içlerini öptü. Kadın bunu çok severdi ama hızla çekti ellerini.

"Git artık!"

Başını eğdi adam.

Çaresizlik ne boktan bir şeydi!

Bir sigara uzattı kadına.

Kadın elleri titreye titreye yaktı sigarasını...

Hiç konuşmadan sigaralarını içtiler.

Sessizlik.

Küf.

Bir kadın ve bir adam..

Sigaraları bitti.. Hiçbir şey demeden, diyemeden çıktı odadan..." (2005)