siyah..
simsiyah sanki...
* * *
ah..volkan konak dinleyeceğim bu akşam. sigaramı yakıp,geceye şarkı söyleyeceğim..
Feb 19, 2010
Feb 17, 2010
"Tik tak tik tak
Saat ilerliyor... Zaman doluyor ve yalnızlık git gide ele geçiriyor bedenleri..
Bir şeyler yapmalı..
Bir şeyler yapmalı...
* * *
"Çek git artık hayatımdan! N' olur!" dedi kadın. Ağlıyordu.
Çok ağlıyordu...
Bu mor, küf kokan, pis odada bir kadın, bir adam o zamanlarına kadar kazandıkları tek şeyi yavaş yavaş kaydebiyorlardı : birbirlerini.
Arkası dönüktü erkeğin..
Çünkü bakamıyordu ona. Zaafıydı. Baksa, ağladığını görse bağıramazdı ona, yapamazdı. Oysa ki ona bağırmak istiyordu. Sadistçe, zalimce bağırmak,
"Senden nefret ediyorum!" demek istiyordu.. yalan olsa da..
Diyemiyordu.
Bir kadeh daha?
Nemden artık sırılsıklam olmuş bir duvarın dibinde oturuyordu kadın. Bir koltuk bile yoktu zaten odada. Sadece kırık dökük bir masa ve üzerinde boş şarap şişeleri, dolu bir küllük ve yanmayan gece lambası vardı...
İkisi de birbirinin farkında olmadan bu odaya gelmişlerdi.
Tartışmak için.
Konuşmak için...
Tartışmanın özel bir yeri mi olur demeyin. Onlar için vardı. Bu oda onların karanlık taraflarıydı. Gömmek istediklerini gömdükleri yerdi, yani biten ilişkilerini...
Terkedilmiş bir evin mor, küf kokan odası...
Burada başlamıştı ilişkileri ve bitecekse burada bitmeliydi.
Defalarca "artık bitecek,bitmeli," diye bu odaya geldiler.
Bitmedi..
Bitemedi..
Yapamadılar..
"Ben artık seninleyken de acı çekiyorum.."
"Ben de.. ve artık çok yoruldum."
Adam kadının tam karşısına oturdu, ellerini ellerine aldı ve avuç içlerini öptü. Kadın bunu çok severdi ama hızla çekti ellerini.
"Git artık!"
Başını eğdi adam.
Çaresizlik ne boktan bir şeydi!
Bir sigara uzattı kadına.
Kadın elleri titreye titreye yaktı sigarasını...
Hiç konuşmadan sigaralarını içtiler.
Sessizlik.
Küf.
Bir kadın ve bir adam..
Sigaraları bitti.. Hiçbir şey demeden, diyemeden çıktı odadan..." (2005)
Mar 21, 2009
Mar 6, 2009
oyun
hepsi bir oyun...
olsa keşke..
neyin karşısında "nasıl" cevaplar verebileceğimizi önceden biliyor olsak.
o zaman "pişmanlık" diye bir kavram olmazdı değil mi?
ama o zamanda heyecan olmazdı.Keşif olmazdı.
ve hepsinin getirdiği "deneyimler" olmazdı.
ben pişmanlıklarımı da seviyorum. deneyimlerimi de.anılarımı da. keşkelerimi de."iyiki"lerimi de...
olsa keşke..
neyin karşısında "nasıl" cevaplar verebileceğimizi önceden biliyor olsak.
o zaman "pişmanlık" diye bir kavram olmazdı değil mi?
ama o zamanda heyecan olmazdı.Keşif olmazdı.
ve hepsinin getirdiği "deneyimler" olmazdı.
ben pişmanlıklarımı da seviyorum. deneyimlerimi de.anılarımı da. keşkelerimi de."iyiki"lerimi de...
Mar 5, 2009
rüya

kötü,karmakarışık rüyalarda gezindim dün gece...
tek hatırladığım çok ağladığım oldu...çok!
Dün şunu anladım; kimseden, hiçbirşeyden ve en önemlisi hayattan beklentiye girmemeli. Çünkü bir şeyi beklediğin sürece ona esir yaşıyormuşsun. Ve beklediğin müddetçe gerçekleşmemesi durumundaki üzüntü daha geçmek bilmez hal alıyor...
ben beklemicem.
"daha kötü zamanlarımız olucak" dedi adam.
Konu özlemekti oysaki. Ayrı şehirlerde iki kalbin birbirini özgürce özlemesiydi.
Saftı.
ve gerçekti. Alışması zor olandı.
"Yaşanması daha zor özlemlerimiz olucak" dedi adam.
....
Beklemiyorum artık. Ne iş,ne para, ne içinde sihir barındıran özel'ler.
Hayat! bana o gün ne getirirsen onu yaşayacağım.
...
Kötü bir rüya gördüm gün gece. Ağladım çok. Ve şu an onun etkisinde saçmalıyorum..
Mar 4, 2009
"Çaresizlik diye bir şey yoktur!"
dedi kadın. "Kendini üzerek bir sonuca ulaşamazsın.."
...
Çaresiz hissediyorum kendimi uzun süredir. Özellikle tam şu an, "Natacha Atlas- Gafsa" parçasını dinlerken, bunu en yoğun halinde hissetmekle beraber herşey bir o kadar da boş geliyor. Çabaladığım ve uğruna ağladığım her şey... Yaktığım her sigara bir sonrakini çağırıyor.
...
İstanbul.
Bu şehre her geldiğimde soyutlardım kendimi. Ama bugün yapamıyorum. Olmuyor. Uyuyamıyorum iki gecedir.
Düşün.Tart...
...
Natacha Atlas- Gafsa. Kimbilir kaçıncıya çalıyor bilgisayarımda.
içime işliyor...
dedi kadın. "Kendini üzerek bir sonuca ulaşamazsın.."
...
Çaresiz hissediyorum kendimi uzun süredir. Özellikle tam şu an, "Natacha Atlas- Gafsa" parçasını dinlerken, bunu en yoğun halinde hissetmekle beraber herşey bir o kadar da boş geliyor. Çabaladığım ve uğruna ağladığım her şey... Yaktığım her sigara bir sonrakini çağırıyor.
...
İstanbul.
Bu şehre her geldiğimde soyutlardım kendimi. Ama bugün yapamıyorum. Olmuyor. Uyuyamıyorum iki gecedir.
Düşün.Tart...
...
Natacha Atlas- Gafsa. Kimbilir kaçıncıya çalıyor bilgisayarımda.
içime işliyor...
Dec 22, 2005
bir zamanlar ülkenin birinde yemyeşil bir orman varmış. bu ormandaki bütün canlılar çok mutlularmış.. bir tanesi dışında: mor kanatlı kelebek...
koyu mor, kocaman kanatları varmış kelebeğin. haa sakın kelebeklerin ömürlerinin kısa olduğunu düşünmeyin. bu ülkede öyle bir şey yokmuş, uzuun uzun yaşarlarmış kelebekler...
mor kanatlı kelebek çok yalnızmış. etrafında bir sürü kelebek olmasına rağmeen o kendini öyle hissedermiş.
uçamaz olmuş.
sevemez olmuş.
kelebekler ağlar mı demeyin.
ağlamış.
hem de çok.
sonra aradan zaman geçmiş, geçmiş..
bi kelebek...
simsiyah, harika kanatlarıyla onun dünyasına girivermiş..
mor kanatlı kelebek onu birden benimsemiş.
siyah kelebek ona mutluluk getirmiş.. yani uzun süredir sahip olmadığını..
önce tedirgin olmuş mor kelebek bu mutluluktan,korkmuş...
ama siyah kelebek öle huzur verici bakıyomuş ki ona...
güvenmiş...
mor kelebek onunla çook mutlu,huzurluymuş...
artık uçmak istiyormuş yine, tıpkı eskisi gibi..
ve kanatlarıyla çıkabildiiği en yükseğe çıkıyormuş..
onunla...
* * *
kelebekler mutluysa, huzurluysa,aşıksa(evet inanmıyorsunuz ama onlar da aşık olur..) hep yukarlarda uçarlarmış.. eğer bir gün alçakta uçan bir kelebek görürseniz bilin ki mutlu değil, bilin ki çook yalnız.. : /
* * *
"sephrenia"
koyu mor, kocaman kanatları varmış kelebeğin. haa sakın kelebeklerin ömürlerinin kısa olduğunu düşünmeyin. bu ülkede öyle bir şey yokmuş, uzuun uzun yaşarlarmış kelebekler...
mor kanatlı kelebek çok yalnızmış. etrafında bir sürü kelebek olmasına rağmeen o kendini öyle hissedermiş.
uçamaz olmuş.
sevemez olmuş.
kelebekler ağlar mı demeyin.
ağlamış.
hem de çok.
sonra aradan zaman geçmiş, geçmiş..
bi kelebek...
simsiyah, harika kanatlarıyla onun dünyasına girivermiş..
mor kanatlı kelebek onu birden benimsemiş.
siyah kelebek ona mutluluk getirmiş.. yani uzun süredir sahip olmadığını..
önce tedirgin olmuş mor kelebek bu mutluluktan,korkmuş...
ama siyah kelebek öle huzur verici bakıyomuş ki ona...
güvenmiş...
mor kelebek onunla çook mutlu,huzurluymuş...
artık uçmak istiyormuş yine, tıpkı eskisi gibi..
ve kanatlarıyla çıkabildiiği en yükseğe çıkıyormuş..
onunla...
* * *
kelebekler mutluysa, huzurluysa,aşıksa(evet inanmıyorsunuz ama onlar da aşık olur..) hep yukarlarda uçarlarmış.. eğer bir gün alçakta uçan bir kelebek görürseniz bilin ki mutlu değil, bilin ki çook yalnız.. : /
* * *
"sephrenia"
Dec 7, 2005
okulda karalamalar..
yine okulumun aptal çardaklarındayım. sıkılıyorum bu okuldan, burdaki yalnızlığımdan..
ama önümde "Beyaz Zenciler" kitabım var. onu okuyorum.. bitsin bi tavsiyelerimi ya da neise işte fikirlerimi belirtirim..
zaten her gün "okuyormusun jnm? nasıl gidiyor? beğendin mi?" diye soran insanın başında bıdı bıdı yapan bi faktör olunca ister istemez okuyosunuz :)
kitabın ilk sayfasında bir söz çok hoşuma gitti- ki birsürü var böyle-
"içimde bir başka gece,her yanımı uyuşturan bir kutup gecesi büyümekte.."
bugün ilk defa okulumun yemekhanesinde yemeğimi yedim. orda yemek yemenin zevki de başkaymışşş. alıyosun tepsini giriyosun sıraya ohh (kafana kepçe yiyosun :) ) ve ennn önemlisi ucuzzz... 2,250 ytl! bizim kazık kantinde o paraya sadece et döner alabiliyosun ve onun içinde de et bulana ödül veriyolar.. o derece!
"sephrenia"
07/12/2005 saat 13:47
ama önümde "Beyaz Zenciler" kitabım var. onu okuyorum.. bitsin bi tavsiyelerimi ya da neise işte fikirlerimi belirtirim..
zaten her gün "okuyormusun jnm? nasıl gidiyor? beğendin mi?" diye soran insanın başında bıdı bıdı yapan bi faktör olunca ister istemez okuyosunuz :)
kitabın ilk sayfasında bir söz çok hoşuma gitti- ki birsürü var böyle-
"içimde bir başka gece,her yanımı uyuşturan bir kutup gecesi büyümekte.."
bugün ilk defa okulumun yemekhanesinde yemeğimi yedim. orda yemek yemenin zevki de başkaymışşş. alıyosun tepsini giriyosun sıraya ohh (kafana kepçe yiyosun :) ) ve ennn önemlisi ucuzzz... 2,250 ytl! bizim kazık kantinde o paraya sadece et döner alabiliyosun ve onun içinde de et bulana ödül veriyolar.. o derece!
"sephrenia"
07/12/2005 saat 13:47
Dec 2, 2005
doğum günüymüş v.s...
dün sephrenia'nın doğum günüymüş...
mutluymuş.. hüzünle karışık, rutubetli, küf kokan bir mutlulukmuş ama bu.. neden böyleymiş peki?
o da bilmiyomuş.
doğum günlerinin o ufacık kasveti her sene aynı gün sararmış bütün ruhunu.
kutlayanlara gülümser ama içinden somurturmuş..
doğum günü birçoklarına göre başından sonuna harika
bir şeyken o hüznünü yenmekle boğuşurmuş...ve biterken o "tek" gün, daha da kötü olurmuş..bitmek üzereyken..
ama birden "özlediği" gelmiş..
"janım!" demiş sephrenia'ya, gülümsetmiş onu..
yenmiş tüm kasvetini..
mutluymuş yine..
* * *
bu masalda burda bitmiş. gökten üç elma düşmüş.. biri banaa gelmişşş, biri "sanaa" biri deee masal perilerine..
"sephrenia"
mutluymuş.. hüzünle karışık, rutubetli, küf kokan bir mutlulukmuş ama bu.. neden böyleymiş peki?
o da bilmiyomuş.
doğum günlerinin o ufacık kasveti her sene aynı gün sararmış bütün ruhunu.
kutlayanlara gülümser ama içinden somurturmuş..
doğum günü birçoklarına göre başından sonuna harika
bir şeyken o hüznünü yenmekle boğuşurmuş...ve biterken o "tek" gün, daha da kötü olurmuş..bitmek üzereyken..
ama birden "özlediği" gelmiş..
"janım!" demiş sephrenia'ya, gülümsetmiş onu..
yenmiş tüm kasvetini..
mutluymuş yine..
* * *
bu masalda burda bitmiş. gökten üç elma düşmüş.. biri banaa gelmişşş, biri "sanaa" biri deee masal perilerine..
"sephrenia"
Nov 2, 2005
hava soğuktu.
çok soğuk... yağmurun başlardaki dinginliğinden eser yoktu. ahmak ıslatan devri çoktan biitmişti yani.
elimde şemsiyem vardı ama ıslanmak istedim.
neden mi?
üzerime yapışan iğrençlikler belki böyle akardı.belki yağmur temizlerdi...
olmadı.
ben ıslandığımla kaldım..
deliydim,sıkkındım,hastaydım,bıkmıştım...
otobüse bindim sonra. hani dışarsı buz gibi olur ama otobüsler kazan gibidir,birden pişersin ya,işte ben ondan da nefret ederim! marul gibi giyinmişsindir zaten. haydaaa!
hemen inesim gelir otobüsten..
"sephrenia"
çok soğuk... yağmurun başlardaki dinginliğinden eser yoktu. ahmak ıslatan devri çoktan biitmişti yani.
elimde şemsiyem vardı ama ıslanmak istedim.
neden mi?
üzerime yapışan iğrençlikler belki böyle akardı.belki yağmur temizlerdi...
olmadı.
ben ıslandığımla kaldım..
deliydim,sıkkındım,hastaydım,bıkmıştım...
otobüse bindim sonra. hani dışarsı buz gibi olur ama otobüsler kazan gibidir,birden pişersin ya,işte ben ondan da nefret ederim! marul gibi giyinmişsindir zaten. haydaaa!
hemen inesim gelir otobüsten..
"sephrenia"
Subscribe to:
Posts (Atom)
